Ormanın ruhu: Tombik Totoro(lar)

Dün buna

gittim. Çok güzeldi… Totoroooooooooooooooooooooooooo

Hatta şarkısını bile indirdim, sözleri de var pek anlamasam da karaokenin kralını yapıyorum.

To to ro Totoro To to ro Totoro
Dareka ga Kossori
Komichi ni Ko no mi Uzumete
Chiisana me Haetara Himitsu no ango
Mori e no pasupooto
Sutekina bouken hajimaru
Tonari no To to ro Totoro To to ro Totoro
Mori no [...]

Nick Drake huzur ve mutluluk saçabilir mi?

Garden State‘i izlerken bir anda Nick Drake çalmaya başladı. Çok acayip bir duygu yarattığı. Nick Drake, aslında hüzün demek, yağmur gibi akışkan, süzülen demek ama işte ‘One of These Things First’ü dinlerken birden garip bir ferahlama yaşadım. Aynı duyguyu Lynne Ramsey‘nin filmi ‘Ratcatcher‘ı seyrederken de hissetmiştim. İskoçya’nın o kasvetli havasına dalmışken birdenbire ‘Cello Song’ çalmaya [...]

…..

Dagur Kári’den bugün de iz yok…

Desperately Seeking (Dagur Kári)

Dagur Kári’ye özel bir düşkünlüğüm yok aslında. Ama kendisini festivalde, Emek sinemasında dikilmiş, ömürlerden ömür tüketen reklamların bitmesini ve filme girmeyi beklerken, çekingen bir sessizlikle bir şişe su alırken görünce aklıma düştü. Suyu almayı beklerken geçen kısa zamanda aynı çekingenlikle yaklaşıp ‘Nói Albínói‘yi de seyrettiğimi ama asıl hoşuma gidenin ‘Tutunamayanlar‘ (Voksne Mennesker/Dark Horse) olduğunu söylemek [...]

Aydınlanma anı

Televizyonda ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind‘ bitmek üzere. Jenerik geçiyor.
Beck, ‘Everybody’s Gotta Learn Sometimes‘ı söylüyor. O söylerken, eşlik etmemek mümkün değil. Ediyorum ben de. Fark ediyorum ki Beck’le düet yapabiliriz, güzel olur. Yani bugüne kadar; evde müzik dinlerken, bir barda arka planda, ya da bir konserde kime avaz avaz eşlik edersem edeyim, seslerimizin [...]

Geleneksel Festival Şapşallığı

Bu, Park Chan-wook’un son filmi ‘Ben Bir Robotum, ama Sorun Değil’. Festival’de dün akşam görmem gereken film. Ama görmedim. Sebebi basit, basit olduğu kadar da salakça.
Burnunuzun dibinde duran bir şeyi uzun süre arayıp da uzun süre görmediğiniz oldu mu? Peki ya sinema biletinize bakıp da koca puntolarla yazılmış “Yeni Melek” yazısını “Atlas” olarak okudunuz mu? [...]

Belle Toujours

Sabah 9.30′da yataktan zar zor çıkıp duşa koşturduktan sonra, kısa boyumun elverdiği en yüksek hızla 11:00′deki seansa yetişmek üzere evden çıktım. Manoel de Oliveira‘nın, ‘Gündüz Güzeli’ (Belle de Jour) filmine saygı duruşu niteliğindeki filmi ‘Daima Güzel‘ filmini kahve hasreti içinde seyrettim ve film bende hayal kırıklığı yarattı. Son zamanlarda iyi film seçme radarımda bir [...]

Yerdeniz Hikayeleri

Festivalde gördüğüm ilk film, Miyazaki’nin oğlunun filmi ‘Yerdeniz Hikayeleri’. Muhteşem bulmadım ama beni bazı konularda düşündürdü. Neler düşündüğümü burada anlatacak değilim. Bunların izdüşümleri eminim bir şekilde manasız bir diyalog olarak karşıma çıkacak ileride.
Peki insan sinema salonunda oturmuş filmin başlamasını beklerken ne düşünebilir?
Ben şunları düşünüyordum:

31 Mart, 19:00, Yeni Melek
‘Yerdeniz Hikayeleri‘
(ilaçlarımı alırken…)
Zihnim gene bir oyun peşinde. Bu [...]

Film Festivali İşkencesi

Festival, hayatımın rutini içinde değişmez bir yere sahip; ama o kataloğu baştan sona okuyup film seçme kısmı yok mu… Keyif için yaptığı bir şeyin işkence dönüşmesi nasıl bir halse artık, o kısım beni son yıllarda fena halde germeye başladı. İstediğin filmlere bilet bulabilmek istiyorsan, biletini illa ki önceden alacaksın.
İşte kitapçığa 2 YTL verdikten sonra başlayan [...]